4/4/2006 - Selamün Aleyküm
Aleyküm selam.
Yer , gök , sema , hayvanat , cemadat
ve
İnsan
|
|
Bağlantı
|
18/3/2006 - Arzu
Nasıl bir arzu içini kaplamalı ki , başkasının ruhunda da kandiller yakabilesin.
|
|
Bağlantı
|
13/1/2006 - Minare

Sabah ezanı okunmakta.Minaraden minareye atlayan ikrarın raksı.Ruhumun minarelerini görebilme merakı içimde.Ya kandillerim yanık değilse.Şimdi namaza durmalı ve
ummalı
|
|
Bağlantı
|
13/11/2005 - Mesnevi'den
Bir aşk yüzünden
elbisesi yırtılan; hırstan ayıptan adamakıllı temizlendi. (1/2/22)
- Gönül ehlinin ilimleri,
- kendilerini taşır. Ten ehlinin ilimleriyse kendilerine yüktür. Gönle uran, adamı gönül ehli yapan ilim; insana fayda verir. Yalnız tene tesir eden, insanın malı olmayan ilim yükten ibarettir. (1/275/3446-3447)
- Gönül aynası
saf olmalı ki orada çirkin suratı güzel surattan ayırt edebilesin.
Aşıkların neşesi
-
de odur, gamı da, hizmetlerine karşılık aldıkları ücret de! Aşık, sevgiliden başkasını seyre dalarsa bu, aşk değildir, aslı yok bir sevdadır.
|
|
Bağlantı
|
25/10/2005 - MARİFET

DÖNMEKTİR SANIRSIN MARİFET.
ARŞ DÖNÜYOR ,YILDIZLAR DÖNÜYOR DERSİN:
ZAHİRİDİR GÖRDÜĞÜN
ZAHİRDE DÖNERSİN.
MARİFET DÖNMEK DEĞİL BULMAKTIR.
BİLESİN.
|
|
Bağlantı
|
16/10/2005 - Hazret-i Mevlana’nın Vasiyeti
“Ben size, gizli ve aleni, Allah’dan korkmanızı, az yemenizi, az uyumanızı, az söylemenizi, günahlardan çekinmenizi, oruç tutmaya ve namaz kılmaya devam etmenizi, daima şehvetten kaçınmanızı, halkın eziyet ve cefasına dayanmanızı avam ve sefihlerle düşüp kalkmaktan uzak bulunmanızı, kerem sahibi olan salih kimselerle beraber olmanızı vasiyet ederim. Hayırlısı, insanlara faydası dokunandır. Sözün hayırlısı da az ve öz olanıdır. Hamd, yalnız tek olan Allah’a mahsustur. Tevhid ehline selam olsun.”

Şeb-i Arus
İrfan ve sevgi güneşi Mevlana, 5 Cemaziye’l-ahir, 672 (17 Aralık 1273) Pazar günü gurup vakti, bütün parlaklığı ile, bütün güzellikleriyle gülerek ebediyet aleminin asumanına doğdu. Mevleviler, o geceye Şeb-i Arus derler.
|
|
Bağlantı
|
10/10/2005 - Mesnevî'de "Vehim"

Prof. Dr. Ahmed Yüksel ÖZEMRE
mevlânâ'nın Vehim Anlayışı
Hz. Mevlânâ Mesnevî'sinde vehmin sâlik (yâni "Hakk yolunun yolcusu") için pek büyük bir engel olduğunu beyân etmektedir (V/2649)[1]. Bu gerçekten de öylesine büyük bir engeldir ki Hz. İbrâhim gibi bir peygamber bile vehme kapılınca, gözlerini ve sağduyusunu bağlayan vehim ve hayâl âlemi ona müşâhede ettiği yıldız için "İşte bu benim Rabb'imdir" dedirtmiş (V/2650); gördüğü rüyânın sahih rüyâ olduğu vehmiyle de, bu rüyânın te'vîle ihtiyâcı olduğunu idrâk bile etmeden, oğlunu kurban etmeğe kalkışmıştır ( Saffât/100-107)[2].
Tepesinde vehim gibi bir zebellânın nöbet tuttuğu akl-ı cüz'î ise ancak mezara kadar olan şeyleri görür (IV/3311). Vehim zâten akl-ı cüz'înin âfeti olduğu içindir ki (III/1558) dağ gibi muhkem akıllar bile vehmin ve hayâlin denizlerinde iz bırakmadan kaybolur gider (V/2654). Akl-ı cüz'îye esir olan, sonunda usanırsa, bunun ne gibi bir ayak bağı olduğunu bâzen idrâk edebilir de gururundan dolayı Hakk erlerinden yüz çevirip nasıl bir vehim ve hayâl denizinde çırpınıp durmuş olduğunu anlayabilir (IV/3353-3356). Hz. Mûsâ ile cidalleşecek kadar akıllı ve filozof (V/2660) olan Firavun dahi halkın kendisini "Sen İlâhsın, Pâdişâhsın!" diye ululayıp secde etmesinden ötürü vehim marazına kapılmış (III/1556), Allahlık dâvâsında azmanlaşıp ejderhâ kesilmiş, doymak nedir bilmez bir Rubûbiyyet şehvetiyle mâlûl olmuş değil miydi? (III/1557). Bu ne büyük bir ibrettir!
Şehvet aklın zıddıdır; şehvetin menşei de akıl değil vehimdir. Şehveti dokuyan akla akıl denmez. O, akıl görünümü altında kendini izhâr eden, fakat aslında akıl altınının kalpı olan vehimdir. Vehim hep akılla savaşır durur; ona benzer ama o değildir! Vehmin akla nisbeti, baştanbaşa vehimle mülevves olan Firavun'un ahvâlinin hakikî akla (Akl-ı Meâd'a) sâhip olan Mûsâ'nın ahvâline olan nisbeti gibidir. Vehim, âlemleri yakıp yıkan Firavun'a, akıl ise canlara cilâ çeken Mûsâ'ya aittir (IV/2301 ve sonrası).
Vehmin gözü perdelidir; hakîkatı göremez (IV/3278). Ayrıca, zâhirde, vehmi akıldan tefrik etmek de çoğu kere mümkün olmaz. Bunun için her ikisini de şaşmayan-şaşırtmayan bir mehenk taşına vurmak gerekir ki vehmin ne kadar kalp olduğu kabak gibi ortaya çıksın. Bu işteki mehenk taşı ise Kur'ân'dır ve peygamberin sünnetidir, vesselâm! (IV/2304)
Vehimle akıllı adam bile delirir gider (III/1530). Yüzbinlerce taklîd ve istidlâl ehlini pek küçük bir vehim dahi hemen şüpheye düşürür; çünkü bunların taklîdleri de, delille bir hükme varmaları da ve hattâ bütün kolları kanatları da zan ile kāimdir (I/2125-2126). Zan ise insanı kıyâsa zorlar. İblîs'in ayağının kayması da kendisinin Hz. Âdem'den üstün olduğunu vehmetmesinden ve bunu bir kıyâsla dile getirmesinden ötürü değil midir? (A'raf/12)
Bulutlu bir günde ya da karanlık bir gecede Kıble'yi tesbit etmek gâyesiyle yapılan kıyâs isâbetli olur da gökte Güneş varken ya da Kâbe karşıda duruyorken insanı vehme yöneltecek kıyâsla işimiz ne? Kıyâsın hakîkatın anahtarı olduğu vehmine kapılıp da koskoca Kâbe hiç görmezlikden gelinir, ondan yüz çevrilir mi? (I/3404-3406). Kaşının üzerinden sarkmış bir kılı gördüğünde temyîz edemeyip de vehmine mağlûb olan ve bunu Ramazan hilâlini gördüm diye Hz. Ömer'e müjdelemeğe kalkışmış olanın durumu da ne kadar ibret vericidir! (II/113-119). Ya bir de, kurtardığı ayının kendisine hep idrâkli bir dost olarak kalacağını vehmeden, ama uyurken yüzüne konan sineği kovmak için ayının sineği taşla öldürmeğe kalkmasıyla yüzü de parçalanıp ölen ahmak adamın hâlini düşünün! (II/1932, 1970-1971, 2124-2129).
Putların anası, kendisi de bir put olan nefistir. Çünkü (herhangi bir) put bir yılandır, ama nefis putu bir ejderhâdır (I-772). Vehim ise aslında nefis, akl-ı cüz'î ve hayal ile birlikte sanki bir ayran gibi uyum içindedir. Rûh ise bu ayranın içinde gizli olan yağdır (IV/3029).
|
|
Bağlantı
|
7/10/2005 - mevlana 'dan
Mevlânâ der ki:
بت پرستی چون بمانی در صور صورتش بگذار و در معنی نگر
مرد حجّی همره حاجی طلب خواه هندو وخواه ترک و یا عرب
منگر اندر نقش و اندر رنگ او بنگر اندر عزم و در آهنگ او
گر سیاه است او هم آهنگ توست تو سپیدش خوان که همرنگ توست
Suretlerde kalırsan putperestsin. Sureti bırak ve manaya bak.
Hac adamısın, bir hacı yol arkadaşı ara; ister Hintli, ister Türk veya Arap.
Onun şekline ve rengine bakma; onun azmine ve niyetine bak.
O, siyah olsa da seninle aynı niyettedir. Sen ona beyaz de, zira seninle aynı renktedir.
|
|
Bağlantı
|
1/10/2005 - TECESSÜS
Yüzyıldır arar gibiyim.Buldum sandım.yanıldım.Kayboldum sandım buldum.En ummadığım bir anda rüyamda gördüm.Kuyu oldum yusuf u buldum.Yusuf oldum,kervanı gördüm,kervanı gördüm gizliyi bildim.Açığa vurdum avaze kaldım.Gizledim azaba düştüm.Düşüşüm de miraça(yükselmeye) gebe
|
|
Bağlantı
|
28/9/2005 - RUBAİ
Aşkın tecellileri meydana çıkınca, kararsız gönül, nur saçan bir fıskiye (gibi) oldu.
Ben öyle bir aşk ateşine düşmüşüm ki, benim bir alevime, bir parlamama, bin Tur dağı olsa dayanamaz.

Biz neşelendiğimiz zaman mahzun oluruz. Abâd olduğumuz zamanlar da, viran olur, kalırız. Biz kederle, cefâ ile beslenen öyle bir aşk kuşuyuz ki, kafesi açıp bizi hürriyete kavuşdurdukları zaman, uçar, gider tuzağa düşeriz.
|
|
Bağlantı
|
|
Hakkımda
MEN BENDE-İ KUR'ANEM EGER CAN DAREM
MEN HÂK-İ REH-İ MUHAMMED MUHTAREM
EGER NAKL KUNED CÜZ İN KES EZ GÜFTAREM
BİZAREM EZ U VEZ AN SUHEN BİZAREM<br>
"BEN YAŞADIKÇA KUR'AN'IN BENDESİYİM
BEN, HZ. MUHAMMED MUSTAFA'NIN YOLUNUN TOZUYUM
BİRİ BENDEN BUNDAN BAŞKASINI NAKLEDERSE
ONDAN DA BİZARIM, O SÖZDEN DE BİZARIM, ŞİKAYETÇİYİM"
Arkadaşlarım
• naribeyza • martisimit • milkboy • hamitakcay • ismetozelsiirleri
|